Ana Menü
Serbest Kürsü

duygu ceylan erdoğan (istanbul) - 05.02.2024 12:00:00

Merhaba, benim anneannem dedemle evlenip 1950 yılında Selvievo‘dan Bursaya göç etmişler. Burada aldıkları soyisimleri Zülam. ismail Zülam ve Meliha Zülam. Bursada fırçacılık yaparak geçimlerini sağlamışlar. onların herhangi bir akrabalarına ulaşmam mümkün olur mu acaba

Cavit Doğan (Çınarköprü Biga) - 29.05.2023 12:00:00

Çınarköprü Köyünden Çeçen Hacer Hanımın kızı Çeçen Saadet Doğan Hanımın (Ö:1988) torunuyum. Babam rahmetli Hafız Cihan Doğan’dır. Ö:2014 Sitenizde adı geçen Hasan Barıtlu ve rahmetli babası Ehya Bey (Barutlu) dayım olur. Kendilerini tanıma şansım oldu. Ehya Bey köyün ve Dimetoka bölgesindeki Çeçenlerin Beyidir. Kendisini rahmetli babamla sık sık ziyaret ederdik. Bir ziyaretimizde babama söylediği “Evlat mal mülk para hepsi el kiriymiş. Biz de onları yıkayıverdik, gitti” sözleri hafızama kazınmıştı. Dimetoka’lı Çeçenler Diş Hekimi Hüseyin Başoğlu, Annesi Süheyla Başoğlu (teyzem olur),

Mehmet Levent Melik (Urfa) - 24.04.2022 12:00:00

Urfa Gelincik köyünden selamlar. Sitenizi çok beğendim, üyeliğimi kabul etmeniz benim için onurdur, Umarım tanışma fırsatı da olur. Urfa‘da bir kardeşiniz olduğunu bilin. Selam ve saygılarımla

Ali yıldız (Mersin) - 06.11.2018 12:00:00

Öncelikle selamlar.Vitiligo hastalığı için ücretsiz krem verdiğinizi duydum doğrumudur. CEVAP : Evet Doğrudur.Almanız için yayınladığımız ilanın altında ismi yazılan arkadaş ile irtibat kurmanız gerekmektedir.

Rıdvan Mutlu (Servi (Bulgaristan)) - 17.01.2018 12:00:00

Tekirdağ Saray‘da okulu da bulunan Ali Naki Erenyol araştırması için görüşmek istiyorumç

Halis Yıkar ( Şiir Adamı ) (İstanbul) - 24.06.2016 12:00:00

Çınardere‘liyim Şiiri Çınardere‘liyim şükür bin kere Sevgi tohumları ektik her yere Kim emek verirse duacıyız biz Saygı duyulsun helal akan tere Kültürün odağı bizim köyümüz. Ufuklar aydınlık, açıktır önümüz. Şair Halis Yıkar

Telat Gözsüz (tuzla/ist.) - 05.06.2016 12:00:00

Ramazan Ayı‘nın milletimin birliğine, mazlumların kurtuluşuna, insanlığın huzur, barış ve hidayetine vesile olmasını dilerim.... Tüm köy halkının ramazan ayı mübarek olsun.tltgzsz...

Telat Gözsüz (ist.tuzla) - 31.12.2015 12:00:00

Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara! Köyümün güzel insanları.

Telat GÖZSÜZ (Tuzla / İSTANBUL) - 17.3.2015 00:00:00

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100. Yıldönümü kapsamında; Büyük Türk milletinin varlığı ve bağımsızlığı için başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber. M.Akif ERSOY

HALİS YIKAR (İstanbul Küçükçekmece S.çeşme) - 30.10.2014 00:00:00

``HER YERE GELİR ULAŞIR HAKKANİYET- ADAM GİBİ YAŞANIR- İNSAN GİBİ UYGULANIRSA CUMHURİYET.`` HALİS YIKAR

Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri

Ayhan Doğru (Fransa ) - 02.09.2025 12:00:00

Hayırlı akşamlar diliyorum Trabzon dan Sakarya ya göç eden ailelerdeniz. Trabzon‘a nerden geldiğimiz yönünde bikac rivayet var. Büyük çoğunluğu Çeçenistan diyor. 1853 doğumlu Emin dedemizi biliyoruz.Babasi Ali. Emin dedemizin nüfus arşivindeki el yazmalı kütük bilgisi Çavuşoğlu diye geçiyor. Çeçenistan muhacirleri arasında Çavuş veya Çavuşoğlu aileleri varmı acaba. Aşkımızın Çeçenistan olup olmadığını nereden teyit edebiliriz. Yardımcı olursanız sevinirim Teşekkür ederim

Onur Şamil KAHRAMAN (Sivas / Şarkışla / Bozkurt köyü) - 07.09.2020 12:00:00

Sivas‘ın Şarkışla İlçesine Bağlı Bozkurt köyündeniz. Rikhoy sülalesine mensubuz. 1930 yılından bu yana Kocaeli‘de ikamet etmekteyiz

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 1.8.2015 00:00:00

Osman Usta, Gülseren Dönmez ve Fikri Kaan Bebeğe Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. Ailesi ve yakınlarına Mevlam sabır versin. Başınız sağolsun.

Yusuf Ziya Yılmaz (Biga Merkez Cihadiye Köyü) - 23.6.2015 00:00:00

Kardeşlik duyguları içerisinde köy halkıyla birlikte düzenlemiş olduğunuz hayır ve etkinlik çok güzel oldu. Emeği geçenleri kutluyorum. Şahsen çerkes olduğumdan, yıllar sonra Çınardere`de bir çeçen gösterisi izlemiş olmak beni dahada mutlu etti. Saygılar sunarım.

İlhan Sert (Biga) - 21.6.2015 00:00:00

Sayfayı hazırlayanları kutluyorum. Profesyonelce hazırlanmış. Ayrıca sanatın farklı dallarından çok sayıda başarılı ve eğitim almış insanların köyünüzden çıkmış olması bende hayranlık uyandırdı. Herkesi kutluyorum.

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 16.4.2015 00:00:00

Hakkın rahmetine kavuşan Mustafa İBİŞ ve Bedriye GİRGİÇ`e Allahtan rahmet,kederli ailelerine sabırlar diliyorum. Makamı ali, mekanları cennet olsun. Her iki aileninde başı sağ olsun

Naci Güner (İstanbul) - 11.2.2015 00:00:00

S.A Ben Sivas, Şarkışla, Çeçen Bozkurt Köyündenim. Rikhoy teyp`indenim. Köyünüzdeki akrabalarıma çok selam ederim. Facebookta Borz Emir olarak beni eklerseniz sevinirim. Saygılar.

Nazmi Koyuncu (İstanbul ) - 2.2.2015 00:00:00

Bedriye abla ve orhan abiye gecmis olsun dileklerimi sunarim Nazmi koyuncu

Halis Yıkar (İstanbul Küçükçekmece S.çeşme) - 30.10.2014 00:00:00

YETER Kİ Uyan gaflet uykusundan, edebini takın. Dayan sabret dertlerine, etrafına bakın. Sakın asma suratını, huzur sana yakın. Yeter ki tebessümlere, uzak olma sakın HALİS YIKAR (ŞİİRADAMI)

Fatma Mutay (Çanakkale) - 5.9.2014 00:00:00

Kurmuş olduğunuz sitenizi çok beğendik. Güncel haberler olsun diğer konularda çok güzel bilgi edindik.Emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz. Yeni seçilen köy muhtarımıza da görevinde başarılar diler hayırlı olmasını temenni ederiz. MUTAY AİLESİ (FİRDEVS MUTAYIN KIZI FATMA MUTAY)

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 12.7.2014 00:00:00

Köyümüzün giriş tabelası tek kelime ile mükemmel olmuş, yapanların ellerine sağlık. Hayır cemiyetimiz de köyümüze yakışır şekilde icra edilmiş. Bu işlerin oluşumunda öncülük yapanlardan da bunlara yardım edenlerden de Allah razı olsun, yapılan her iş güzeldir. Saygılarımla

Fikret Uçar (Kırklareli) - 13.3.2014 00:00:00

Selvi ailesinin basi sagolsun allah rahmet etsin insallah

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 12.3.2014 00:00:00

Nazım SELVİ abimizin mekanı cennet olsun cenabı allah günahlarını af eylesin. Acılı kederli ailesinede baş sağlığı diliyorum KOYUNCU AİLESİ

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 4.3.2014 00:00:00

Gökçe SELVİ ve Hakan ATAKAN kardeşimize ömür boyu mutluluklar dilerim herşey gönlünüzce olsun. Saygılarımla.......

Mehmet Say (Adana) - 14.10.2013 00:00:00

Merhabalar, Sitenizi inceledim. Köyünüze ve geçmişinize sahiplenmeniz çok hoşumuza gitti. Rahmetli dedem ler ecdadımızın Ösmanlı tarafından Türklüğü ve müslümanlığı yayması için muhacir olarak balkanlara gönderildiğini anlatırlardı. Ama bu her zaman anlatımda kaldı. Detaylı araştırmak istedim ama bir türlü zaman ayıramadım. Hatta 1987 yılında Edirne de asteğmen olarak vatani görevimi yaparken araştırmayı çok istedim ama derinlemesine yapamadım. Dedemler, aklımda kaldığı kadarıyla, 1951 yılında Şumlu,Deliorman taraflarından ( Bulgaristandaki Omurtak köyünden ) Önce Sinopa,Oradan Niğde,İstanbul ve babam 1962 senesin de Adanaya işi icabı geldiğinde ben 1963 yılında Adana da doğmuşum odur budur Adana dayız. Adanalıyız ve bunu söylemekten çok büyük keyif alıyorum. Burada çok fazla muhacir köyleri var. Çukurova insanı çok sıcak kanlıdır. Muhacirler bura da sayılır ve sevilirler. Örnek davranışlara sahip insanlar olarak yorumlanırlar. Kökenimizi doğru bilgilerle araştırmak isterim. Bunun için doğru kaynaklar önerebilirseniz memnun olurum. Saygı ve sevgilerimle Mehmet Say

Can Uysal (Eskişehir) - 8.10.2013 00:00:00

Bizler yeni nesil olarak köyümüzden, insanlarımızdan bihaber olarak yetişiyoruz maalesef. Bizlere tek tek ulaşarak köyümüz hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan başta Orhan Selvi abimiz olmak üzere sitenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım. Elinize,yüreğinize sağlık..

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 16.9.2013 00:00:00

Musa Arslan abimize ve Mustafa Hulisi Kayalı abimize geçmiş olsun dileklerimi sunar inşallah tez zamanda sağlıklarına kavuşarak sevdiklerinin yanına dönerler. Nazmi KOYUNCU

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 3.8.2013 00:00:00

Tüm islam alemenin KADİR GECESİ kutlu olsun cenabı mevlam bu gecenin feyiz ve bereketinden faydalanmayı cümlemize nasip etsin Mehmet terzi arkadaşımızın hanımınada cenabı mevlam acil şifalar versin Nazmi

Nazmi (İstanbul) - 29.6.2013 00:00:00

Mevlüdü şerifimizde mezarlık tel örgüsüde mükemmel olmuş emeği geçen herkese teşekkür ederim.Allah onlardan razı olsun eksiklerin yapımına inşallah devam edilir.Saygılarımla Nazmi

Hakan Tutkun (Almanya) - 8.5.2013 00:00:00

Merhaba Çınardere Köyü, Siteniz çok güzel ve tanıdıklarımı burada görmek beni çok sevindiriyor :-) Bu siteyi yapanlara çok teşekkür ederim ve Orhan amca sana da bol bol selam ... Kendinize iyi bakın ve sarı kırmızılı günler dilerim ;-)

Sen de Yaz
Sayac



İstatistikler Yükleniyor ..!

Çınardere Köyünün Kuruluşu ve Tarihi Kitabı

ŞEYH MUSA KAZIM DAĞISTANÎ HAZRETLERİ
Çınardere Köyü'nün geçmişine ilişkin yaptığım araştırmalar sırasında karşıma çıkan önemli şahsiyetlerden biri de Şeyh Musa Kazım Dağıstanî Hazretleri'dir.
Musa Kazım'ın Çınardere Köyü tarihindeki en önemli yeri, burada bulunduğu anlatılan dergâhıdır.
Yaptığım araştırmalar sırasında farklı kişilerden dinlediğim anlatımların ortak noktası, Musa Kazım'ın Çınardere Köyü'nde uzun yıllar irşad faaliyetinde bulunduğu ve çevre köylerden insanların da kendisini ziyarete geldiğidir.
Dergâhın yalnızca dinî bir mekân olarak değil, köyün sosyal hayatında da önemli bir buluşma noktası olduğu anlaşılmaktadır.
Çınardere Köyü'nün ilk dönemlerine ilişkin araştırmalarımda köyde yaşayan insanların dinî ve sosyal hayatının şekillenmesinde bazı şeyh ve hocaların önemli rol oynadığı görülmektedir. Musa Kazım da bu isimlerin başında gelmektedir.
 
Musa Kazım Dağıstanî, Çınardere Köyü'nün dinî ve sosyal tarihinde önemli bir yere sahip olduğu anlatılan, Nakşibendî-Hâlidî tarikatına mensup bir şeyhtir.
Çınardere Köyü'nde bir dergâhının bulunduğu, burada uzun yıllar insanlara rehberlik ettiği ve çevre köylerden de kendisini ziyarete gelenlerin olduğu, farklı kişilerden dinlenen sözlü anlatımlarda ve yapılan araştırmalarda sürekli karşıma çıkmıştır.
Ancak Musa Kazım'ın hayatı hakkında ulaşılabilen yazılı belgeler oldukça sınırlıdır. Bu nedenle onun hayatının bazı bölümleri resmî kayıtlarla, bazı bölümleri mezar ve kitabe bilgileriyle, bazı bölümleri ise aile büyüklerinden ve yöre halkından aktarılan sözlü bilgilerle aydınlatılabilmektedir.
Yaptığım araştırmalar sırasında farklı kişilerden dinlediğim anlatımların ortak noktası, Musa Kazım'ın Çınardere Köyü'nde uzun yıllar irşad faaliyetinde bulunduğu ve çevre köylerden insanların da kendisini ziyarete geldiğidir.
Dergâhın yalnızca dinî bir mekân olarak değil, köyün sosyal hayatında da önemli bir buluşma noktası olduğu anlaşılmaktadır.
Çınardere Köyü'nün ilk dönemlerine ilişkin araştırmalarımda köyde yaşayan insanların dinî ve sosyal hayatının şekillenmesinde bazı şeyh ve hocaların önemli rol oynadığı görülmektedir. Musa Kazım da bu isimlerin başında gelmektedir.
Başka anlatımlarda ise Musa Kazım'ın Çınardere'ye gelerek burada bir dergâh kurduğu ve uzun yıllar hizmet verdiği belirtilmektedir.
Bu nedenle Çınardere'deki dergâhın varlığı, farklı sözlü kaynaklarda birbirini destekleyen bir bilgi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu çalışmada amacım, birbirinden farklı kaynaklardan elde edilen bilgileri birbirine karıştırmadan ortaya koymak; kesin olarak doğrulanabilen bilgileri kesin bilgi olarak, sözlü anlatımları ise sözlü tarih ve araştırma notu olarak değerlendirmektir.
İKİNCİ BASKI İÇİN YAPILAN YENİ ARAŞTIRMALAR
Şeyh Musa Kazım Dağıstanî Hazretleri ve Mehmet Efendi/Bey hakkında kitabın ilk baskısından sonra yeni bilgi ve belgelere ulaşabilmek amacıyla yeniden kapsamlı bir saha araştırması gerçekleştirdim.
Bu araştırmalarımı 14.08.2026–20.09.2026 tarihleri arasında sürdürdüm. Bu süre içerisinde Çınardere Köyü'nün yanı sıra Aziziye, Doğancı, Akköprü ve Kemer köyleri ile Biga ve Çan ilçelerinde ve çeşitli ziyaretlerde bulundum. Yörede yaşayan ve konu hakkında bilgi sahibi olabilecek kişilerle yüz yüze görüştüm; ayrıca farklı kişilerle yaklaşık 50–60 telefon görüşmesi gerçekleştirdim.
Araştırmalar sırasında eski hatıraları dinledim, ailelerden aktarılan bilgileri değerlendirdim, bazı yerleri bizzat ziyaret ederek gördüm ve fotoğraflarını çektim. Amacım, ilk baskıda yer alan bilgileri yeni anlatımlar ve tespitlerle yeniden değerlendirmek, eksik kalan noktaları mümkün olduğunca aydınlatmak ve özellikle Şeyh Musa Kazım Dağıstanî Hazretleri ile Mehmet Efendi/Bey hakkındaki bilgileri daha sağlam bir zemine oturtmaktır.
Aşağıdaki bilgiler, bu yeni araştırmalar sırasında ulaşılan bilgi ve anlatımlardan oluşmaktadır. Bilgilerin bir bölümü kişisel gözlem ve tapu kayıtlarına, bir bölümü ise yörede yaşayan kişilerden aktarılan sözlü anlatımlara dayanmaktadır. Bu nedenle kesin olarak belgelenemeyen hususlar, araştırma notu ve sözlü aktarım niteliğinde değerlendirilmelidir.
KİMLİĞİ VE TASAVVUFÎ YERİ
Şeyh Musa Kazım Dağıstanî, kaynaklarda Nakşibendî-Hâlidî olarak anılmaktadır. Eski araştırma notlarında, Nakşibendî-Hâlidî silsilesinin önemli isimlerinden Seyyid Şeyh Muhammed Mustafa İsmet Efendi Garibullah Hazretleri'nin halifelerinden biri olduğu ve silsile içerisinde otuz ikinci halka olarak gösterildiği bilgisine yer verilmiştir.
 Biga'da bulunan mezarıyla ilgili belediye tarafından hazırlanmış bilgilendirme metninde de Musa Kazım'ın, Seyyid Şeyh Muhammed Mustafa İsmet Efendi Hazretleri'nin hulefâ-yı kirâmından, yani ileri gelen halifelerinden biri olduğu belirtilmektedir. Aynı metinde kendisi eş-Şeyh el-Hacı Musa Kazım ed Dağıstanî en-Nakşibendî el-Hâlidî şeklinde tanımlanmaktadır.
Burada özellikle belirtmek gerekir ki, araştırmam sırasında karşıma çıkan Şeyhülislam Musa Kazım Efendi ile bu şahsın aynı kişi olmadığı anlaşılmıştır. Şeyhülislam Musa Kazım Efendi ayrı bir tarihî şahsiyettir. Bu bölümde söz konusu edilen kişi ise Dağıstanî Musa Kazım Hazretleri'dir.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü aynı veya benzer isimler sebebiyle farklı dönemlerde yaşamış kişilerin birbirine karıştırılması, tarih araştırmalarında yanlış sonuçlara yol açabilmektedir.
DAĞISTAN'DAN ANADOLU'YA GELİŞİ
Musa Kazım'ın Dağıstan kökenli olduğu konusunda araştırmalarım sırasında karşılaştığım bilgiler büyük ölçüde birleşmektedir.
Bununla birlikte, doğum yılı, doğduğu yer, anne ve babasının isimleri, kardeşleri ve Anadolu'ya hangi yıl geldiği konusunda kesin bir belgeye ulaşılmış değildir.
Yeni araştırmalarım sırasında yaptığım görüşmelerde, Dağıstan'dan Anadolu'ya gelen Kumuk ailelerinin 1840 ila 1864 yılları ve sonrasındaki göç hareketleri içerisinde Musa Kazım'ın ailesinin de bulunduğu yönünde bilgiler edindim.
Bu bilgiler, Musa Kazım'ın hayatının ilk dönemini aydınlatmak bakımından önemlidir. Ancak doğrudan Musa Kazım'ın doğum kaydı veya göç belgesi bulunmadığı için, onun tam olarak hangi tarihte Anadolu'ya geldiğini kesin bir tarih olarak vermek doğru olmayacaktır.
Araştırma notlarımda yer alan bazı değerlendirmelere göre Musa Kazım'ın genç yaşlarda Anadolu'ya gelmiş olabileceği, daha sonra İstanbul'a giderek dinî ve tasavvufî eğitim aldığı ve burada Şeyh Muhammed Mustafa İsmet Efendi Garibullah ile ilişki kurduğu düşünülmektedir.
Bu değerlendirmeler henüz kesin bir belgeye dayanmamaktadır. Dolayısıyla Musa Kazım'ın hayatının bu bölümü, araştırma ve ihtimal çerçevesinde değerlendirilmelidir.
ŞEYH MUHAMMED MUSTAFA İSMET EFENDİ İLE İLİŞKİSİ
Musa Kazım'ın tasavvufî hayatında en önemli isimlerden biri, Seyyid Şeyh Muhammed Mustafa İsmet Efendi Garibullah Hazretleri'dir.
Araştırma notlarında Musa Kazım'ın onun yanında eğitim gördüğü, daha sonra halifesi olduğu ve Nakşibendî-Hâlidî yolu içerisinde irşad faaliyetlerinde bulunduğu bilgisi bulunmaktadır.
 Musa Kazım'ın İstanbul'a ne zaman gittiği, hangi tarihte eğitimine başladığı ve Şeyh Mustafa İsmet Efendi'nin yanında ne kadar kaldığı konusunda kesin tarihleri gösteren bir belgeye henüz ulaşılamamıştır.
Aile ve yöre anlatımlarında Musa Kazım'ın İstanbul'daki dinî çevrelerle yakın ilişkisi bulunduğu, hatta hocasıyla birlikte saray çevresine kadar uzanan bir bağlantısının olduğu da anlatılmaktadır. Ancak bu anlatımlar yazılı belgelerle kesin olarak doğrulanmış değildir.
Diğer bir aile bilgisi sözlü olarak söyle belirtilmiştir. Bizim dedemiz yani Musa Rıza Efendinin Mehmet Nesim adındaki oğlu sarayda görev yaptığı defalarca belirtilmiştir.
Bu nedenle söz konusu bilgiler, aileden ve yöre halkından aktarılan rivayetler olarak değerlendirilmelidir.
DERGÂHIN YERİ
Dergâhın bulunduğu yer konusunda da aile hafızasında önemli bilgiler bulunmaktadır.
Benim araştırmalarıma göre dergâhın bulunduğu alan, daha sonraki yıllarda (Tarih.1925) dedem İbrahim İbiş tarafından satın alınan arazi içerisindedir.
Dedem İbrahim İbiş, Çınardere Köyü'ndeki bu araziyi satın almadan önce, arazinin geçmişi ve burada bulunan dergâh hakkında aile büyüklerinden bilgiler edinmiştir.
1930 yılına ait resmi tapu bilgilerine göre arazinin yaklaşık 3030 metrekare olduğu ve satın alma bedelinin 5700 lira olarak kayda geçtiği tarafımdan araştırılmıştır.
Araziye ilişkin bazı işlemlerin ise daha önce, 1925 yılı civarında başladığı aileden aktarılan bilgiler arasındadır.
Burada önemli olan husus, 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonra dergâhın faaliyetine son verilmiş olmasıdır.
Dergâhın kapanmasından sonra yapı ve çevresindeki alan zaman içerisinde farklı amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır.
DERGÂH KUYUSU
Çınardere'deki dergâhın geçmişinden günümüze ulaşan en önemli hatıralardan biri de kuyudur.
Bu kuyu, benim çocukluğumda hâlâ mevcut durumdaydı. Kuyunun bulunduğu yer, daha sonraki yıllarda yol güzergâhına yakın hâle gelmiştir. Ben çocukken kuyunun çevresinde oynadığımı hatırlıyorum.
Babam Nazım Selvi ise köyde kahvehane işletirken, kuyunun suyundan yararlanarak gazoz ve meşrubatları burada soğuturdu.
Bu bilgi benim doğrudan çocukluk hatıramdır ve aile hafızasında da bilinmektedir.
Daha sonraki yıllarda yolun genişletilmesi ve kuyunun güvenlik açısından tehlike oluşturması nedeniyle kuyunun taş ve toprakla doldurulduğu anlatılmaktadır.
Araştırma sırasında bu kuyunun, Çınardere'deki dergâhın geçmişine ilişkin en önemli maddi hatıralardan biri olduğunu düşündüm. Çünkü yapı zaman içerisinde ortadan kalkmış olsa da kuyu uzun yıllar yaşamış ve köy halkının günlük hayatında kullanılmaya devam etmiştir.
Babamın kahvehanesinde gazoz soğutmak amacıyla kullanılması da bu tarihî alanın Cumhuriyet dönemindeki günlük yaşamla nasıl bütünleştiğini göstermektedir.
Babam Nazım Selvi'nin vefatından sonra amcam Aziz İbiş, kahvehaneyi kapatmış ve bu yeri konut olarak kullanmaya başlamıştır. Bu ev bugün de aile hatırasında yer almaktadır.
Ailemizin köyde “İbiş Ağa sülalesi” olarak tanınması da dedem İbrahim İbiş'in köydeki konumunu ve aile hafızasındaki yerini göstermektedir. Dedemin resmî adı İbrahim olmasına rağmen halk arasında daha çok İbiş Ağa adıyla tanındığı anlatılır.
TEKKENİN HALİT'İ: HALİT CANAKAY
Musa Kazım'ın Çınardere'deki dergâhıyla ilgili araştırmalar sırasında karşıma çıkan isimlerden biri de Halit Canakay olmuştur.
1899 yılında doğduğu belirtilen Halit Canakay'ın çocuk yaşta dergâhta bulunduğu ve burada hizmet ettiği anlatılmaktadır.
Köy halkının anlatımlarında kendisinden “Tekkenin Halit'i” şeklinde söz edilmesi, onun Musa Kazım'ın dergâhıyla olan bağının köy hafızasında ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.
Ancak Halit Canakay'ın dergâhta hangi tarihler arasında bulunduğu ve görevlerinin resmî niteliği konusunda kesin belgelere ulaşılmış değildir.
Bu nedenle Halit Canakay ile ilgili bilgiler de ağırlıklı olarak sözlü tarih kaynaklarına dayanmaktadır.
TEKKE VE ZAVİYELERİN KAPATILMASINDAN SONRA
1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte Çınardere'deki dergâhın da faaliyetleri sona ermiştir.
Dergâhın kapanmasından sonra yapı zaman içinde ortadan kalkmış, ancak bulunduğu alan köy hayatının farklı dönemlerinde kullanılmaya devam etmiştir.
Köyün eğitim hayatıyla ilgili araştırmalarım sırasında da bu alanın daha sonraki yıllarda köyün ortak kullanım alanlarından biri hâline geldiği görülmektedir.
1930'lu yıllarda köy okuluyla ilgili faaliyetlerde, bayrak törenlerinde ve İstiklâl Marşı'nın okunmasında bu alanın kullanıldığı; zamanla Cumhuriyet Meydanı ve Cumhuriyet Anıtı olarak anılmaya başladığı anlatılmaktadır.
Daha sonraki yıllarda köy muhtarlığı ve köy yönetimi tarafından alan yeniden düzenlenmiş ve Cumhuriyet Meydanı olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Bu alanın 13 Haziran 2015 tarihinde yapılan ve Rumeli TV nin de çekimlerinde hazır bulunduğu ve Çınardere Köyünün Kuruluşunun 157. yılında bir törenle yeniden düzenlenerek açıldığına ilişkin bilgiler de eski araştırma notlarında yer almaktadır.
Böylece aynı alan, tarih içerisinde önce dergâh, daha sonra köyün ortak kullanım alanı ve nihayet Cumhuriyet Meydanı olarak farklı dönemlere tanıklık etmiştir.
AZİZİYE KÖYÜ ARAŞTIRMASI
Musa Kazım'ın ailesi ve çocukları hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilmek amacıyla Aziziye Köyü'nde de araştırma yaptım.
 
9 Eylül 2026 tarihinde Aziziye'yi ziyaret ederek burada Muhittin Çetin ve kızı Fatma Çetin ile görüştüm. Yaptığımız görüşmelerde Musa Kazım'ın ailesi, evliliği ve çocukları hakkında köyde anlatılan bilgiler üzerinde duruldu.
Muhittin Çetin'in anlatımına göre Musa Kazım'ın eşi Doğancı yöresiyle bağlantılıydı. İlk görüşmelerde eşinin adı kesin olarak hatırlanmıyordu. Daha sonra Doğancı'da yapılan görüşmelerde de Musa Kazım'ın Doğancı'dan bir hanımla evlendiği yönünde benzer bilgiler aldım.
Bu durum, Musa Kazım'ın eşinin Doğancı yöresiyle bağlantısı bulunduğu yönündeki sözlü bilgiyi güçlendirmektedir.
Daha sonraki görüşmelerde bazı kişiler eşinin adını Fatma olarak aktarmıştır. Ancak bu isim konusunda henüz resmî bir belgeye ulaşılmış değildir.
Bu nedenle kitabımda Musa Kazım'ın eşinin adını kesin bir resmî bilgi olarak vermek yerine şu şekilde değerlendirmek daha doğru olacaktır:
Musa Kazım'ın Doğancı yöresinden bir hanımla evlendiği konusunda birden fazla sözlü anlatım bulunmaktadır. Bazı görüşmelerde eşinin adı Fatma olarak aktarılmıştır. Ancak bu isim ve evlilik bilgisi henüz resmî belgelerle kesin olarak doğrulanmış değildir.
MUSA KAZIM'IN ÇOCUKLARI
Musa Kazım'ın çocukları hakkında yaptığım araştırmalar, önceki araştırmalara göre önemli ölçüde yeni bilgiler ortaya çıkarmıştır.
Aziziye'deki sözlü anlatımlarda, Musa Kazım'ın ikiz çocuğunun küçük yaşta hayatını kaybettiği ve bu çocukların ölümünün aile tarafından uzun süre gizli tutulduğu anlatılmıştır.
Bu anlatıma göre çocuklar, Kurban Bayramı sırasında meydana gelen talihsiz bir olay sonucunda hayatlarını kaybetmişlerdir.
Ancak daha sonra ulaştığım Osmanlıca mezar taşı bilgileri, bu çocuklardan en az ikisinin isimlerini ve ölüm yıllarını ortaya koymuştur. Bunlardan biri Zeynep Hanım, diğeri ise Muhammet Halid Efendidir.
Solda: Oğlu Muhammet Hald Efendi.
Bir kuş idim uçtum yuvadan – Ecel ayırdı beni ana ile babadan – Tarikat – ı Nakşibend – i Halidiyeden Şeyh Musa Efendi’nin mahdumu Muhammed Halid Efendi Ruhuna. Ölüm Tarihi: 1292 ( 1875 )
Sağda: Kızı Zeynep Hanım.
Tıfıl iken erişti vadesi – Ağladı kaldı pederle validesi – Tarik-i Nakşibend-i Halidiyeden Şeyh Musa Efendi’nin kerimesi Zeynep Hanım ruhuna. Ölüm Tarihi: 1296 ( 1879 )
Mezar taşı bilgilerine göre Zeynep Hanım, Şeyh Musa Efendi'nin kerimesi, yani kızı olarak kaydedilmiş; Muhammet Halid Efendi ise Şeyh Musa Efendi'nin mahdumu, yani oğlu olarak belirtilmiştir.
Zeynep Hanım'ın ölüm tarihi Rumi 1296, yani Miladi 1879; Muhammet Halid Efendi'nin ölüm tarihi ise Rumi 1292, yani Miladi 1875 olarak aktarılmıştır.
Köy ve aile anlatımlarında bu iki çocuğun ikiz oldukları da söylenmektedir. Ancak ölüm tarihlerinin farklı olması, ikiz oldukları yönündeki sözlü bilginin ayrıca değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Dolayısıyla iki çocuk şöyle: Babaları Musa Kazım Dağıstani Efendi.
1.Çocuk Muhammed Halid Efendi: Ölüm tarihi Oğlu (mahdumu) Hicrî 1292 — yaklaşık 1875 -1876
2.çocuk: Zeynep Hanım Kızı (kerîmesi) Hicrî 1296 — (yaklaşık 1879 - 1880)
Önemli bir nokta: Fotoğraftaki taşlardan hareketle 1292 ve 1296 rakamları net biçimde okunuyor. Dolayısıyla sağdaki taş için “1877 olabilir” şeklindeki tereddüdü artık kullanmayalım. Taşta görünen tarih 1292.
Ayrıca bu iki taş, Musa Kazım bölümümüzde çocuklarının isimleri konusunda çok değerli bir doğrudan kaynak niteliğinde.
 Dolayısıyla burada iki ayrı bilgiyi birbirinden ayırmak gerekir:
· İkiz oldukları yönündeki bilgi sözlü anlatımdır.
· İsimleri ve farklı ölüm yılları ise mezar taşı araştırmasından elde edilen bilgidir.
Bu iki bilgi arasında henüz kesin olarak açıklığa kavuşmamış bir durum bulunmaktadır. Ancak yukarıda mezar taşlarının resimleri ve açıklamaları vardır.
Sonuç olarak burada şu anlaşılır. Bu ikiz çocuklar ayrı tarihlerde değil ayrı zamanlarda vefat ettikleridir mezar kitabelerinden anlaşılmaktadır.
Yine bir bilgi aktarayım. Musa Kazım Efendinin 3. Çocuğu var olduğu anlaşılmaktadır. Adı Mehmet Nesim Efendidir. Çünkü aile tarafından dedemiz Osmanlı sarayında çalıştığı sözlü olarak söylenmektedir.
MUSA KAZIM'IN AİLESİ VE ÇOCUKLARI KONUSUNDA ARAŞTIRMA
Musa Kazım'ın ailesi konusunda yaptığım araştırmalar sırasında yalnızca Çınardere ve Aziziye ile sınırlı kalmadım.
Doğancı, Biga, Çan, Yenice ve çevre köylerde çeşitli kişilerle görüştüm. Bazı bilgiler yüz yüze görüşmelerden, bazıları telefon konuşmalarından, bazıları aile büyüklerinden aktarılan hatıralardan elde edilmiştir.
Bu görüşmeler sırasında aynı kişinin hayatına ilişkin farklı anlatımların bulunabildiğini de gördüm.
Bu nedenle Musa Kazım'ın ailesiyle ilgili bilgileri değerlendirirken, birden fazla kişinin aynı bilgiyi bağımsız biçimde aktarıp aktarmadığına özellikle dikkat ettim.
Eşinin Doğancı ile bağlantısı konusunda farklı görüşmelerden benzer bilgiler gelmesi, bu bağlantının araştırma açısından dikkate değer olduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte, eşinin adı ve Musa Kazım'ın bütün çocuklarının kimlikleri konusunda henüz kesin ve eksiksiz bir aile kütüğü ortaya çıkarılmış değildir.
MUSA KAZIM'IN BİGA'DAKİ HAYATI
Musa Kazım'ın hayatının ilerleyen dönemlerinde Biga'ya yerleştiği veya en azından hayatının önemli bir bölümünü Biga'da geçirdiği yönünde bilgiler bulunmaktadır.
Eski araştırmalarda ve Biga'daki mezar alanıyla ilgili bilgilendirme metninde, Musa Kazım'ın Biga'da yaşadığı, Ulu Camii çevresinde dinî faaliyetlerde bulunduğu ve bölgedeki insanlara irşad hizmeti verdiği belirtilmektedir.
Biga Belediyesi tarafından hazırlanmış bilgilendirme metninde, Musa Kazım'ın Dağıstan'dan geldiği, Nakşibendî-Hâlidî olduğu, Mustafa İsmet Efendi'nin halifelerinden bulunduğu ve Biga'da uzun yıllar irşad faaliyetinde bulunduğu belirtilmektedir. Ayrıca dergâhın tamiri ve gelirlerinin hayır işlerinde kullanılması konusunda Biga mutasarrıflığına başvurduğuna ilişkin bilgi de yer almaktadır.
Bu bilgiler, Musa Kazım'ın hayatının yalnızca Çınardere ile sınırlı olmadığını; Biga'da da önemli bir dinî çevre oluşturduğunu göstermektedir.
BİGA ULU CAMİİ VE MUSA KAZIM'IN KABRİ
8 Eylül 2026 tarihinde Biga'ya giderek Musa Kazım'ın kabrinin bulunduğu yeri bizzat ziyaret ettim.
Kabir, Biga Ulu Camii çevresinde bulunmaktadır. Ziyaret sırasında kabrin bulunduğu alanı ve çevresini yerinde inceleme imkânım oldu.
Eski araştırma metinlerinde de Musa Kazım'ın kabrinin Biga Ulu Camii bahçesinde bulunduğu bilgisi yer almaktadır.
Bu durum, daha önce Çınardere'de bulunduğu düşünülen mezar konusunda yaptığım araştırmalar açısından önemlidir.
Çınardere'de, Musa Kazım'a ait olduğu kesin olarak belirlenmiş bir mezara ilişkin aile hafızasında bir bilgi bulunmamaktadır. Özellikle dedem İbrahim İbiş'in satın aldığı arazi üzerinde böyle bir mezarın bulunduğuna dair aile büyüklerinden kalan kesin bir bilgiye rastlanmamıştır.
Bu nedenle geçmişte ortaya atılan “Musa Kazım'ın mezarı Çınardere'deydi ve daha sonra Biga'ya nakledildi” şeklindeki düşünce, şu aşamada doğrulanmış bir bilgi olarak kabul edilemez.
Bu konu araştırma sırasında ortaya çıkmış bir ihtimal olarak kalmıştır.
Biga'daki mevcut kabir ise bugün yerinde görülmekte ve Musa Kazım Dağıstanî'ye ait olduğu belirtilmektedir.
MUSA KAZIM'IN VEFATI
Musa Kazım'ın vefat tarihi konusunda araştırma notlarında farklı tarihlerle karşılaşılmıştır.
Kitabe ve Biga'daki mevcut mezar bilgileri esas alındığında 5 Ocak 1914 tarihi öne çıkmaktadır.
Bu ayrıntıyı özellikle belirtmemin sebebi, kitabımda araştırma sırasında karşılaşılan farklılıkları gizlemek yerine gelecek araştırmacılara açıkça bırakmaktır. Ve en doğrusu da Kitabenin üzerinde yazılı olan ve tescillenmiş olan 5 Ocak 1914 tarihini gerçek ölüm tarihi olarak kayda geçtik.
MUSA KAZIM DAĞISTANİ’NİN SECERESİ VE KABRİ
Yaptığım inceleme sırasında eski evin artık mevcut olmadığını, bahçenin büyük ölçüde boş olduğunu ve alanda yalnızca kabir ile tanıtım tabelasının bulunduğunu gördüm.
08.09.2026 tarihinde burada yaptığım tüm araştırma ve çeşitli kişilerle gerçekleştirdiğim görüşmelere rağmen, söz konusu evin geçmişi ve Musa Kazım Dağıstanî Hazretleri'nin Biga'daki yaşamı hakkında yeni ve kesin bir bilgiye ulaşamadım. Bu konuda bilgi sahibi olan bir kişiye de rastlayamadım.
Not: Ancak daha sonra anlatacağım araştırmalardan elde ettiğim bilgilere göre Çınardere köyünde 1949 yılına kadar yaşayan Mehmet Bey hakkında da bilgiler aktaracağım. Çünkü Mehmet Beyin Musa Kazım Dağıstani Haretlerinin torunu olduğu bilgilerine ulaşmış oldu. Daha sonra Mehmet Efendi konusunda ele alacağım.
Diğer taraftan Biga'daki ev ve çevresiyle ilgili araştırmanın ilerleyen dönemde yeni bilgi ve belgelere ulaşılması hâlinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
MUSA KAZIM HAKKINDA HALK ARASINDA ANLATILAN KERAMET RİVAYETLERİ VE 40 GÜN SONRA GELEN ÖLÜM
Musa Kazım hakkında araştırma yaparken, onun dinî kişiliğine bağlı olarak halk arasında bazı keramet rivayetleri de anlatıldığını öğrendim.
Bunlardan birinde, Musa Kazım'ın daha önce kaybolmuş veya yeri bilinmeyen bir mezarın yerini bildiği anlatılmaktadır.
Musa Kazım Efendi bir gün kızının ve oğlunun öldükten tarihi bilinmeyen bir zaman sonra ziyaret ve dua için Aziziye Mezarlığına gider   
Yolda bir arkadaşı da kendisine eşlik eder. Mezarlığın bulunduğu alana gelince Musa Efendi arkadaşına şöyle der, yerlere basarken dikkatli ol. Bu alanda şehitler ve mübarekler yatıyor diyerek parmağı ile bazı yerleri işaretle gösterir. Arkadaşı o yerlere bakınca çalı çırpı ve otların olduğunu. Bir belirleyici taş, ibare veya bir nişan göremez.
Hocaya efendim, burada bir şey yok. Kuru dikenlerden, çalı, çırpı otlardan başka der.
Musa Efendi o yere eğilir iki eli ile otları çalıları ikiye ayırır ve altta bir mezar ve yatan bir kişiyi görürler. Adam korkudan ne yapacağını şaşırır ve bir titreme başlar. İşte Musa Efendi işte bu yatan kişi şehit olan Şeyh Bağdadi Mahmut Efendi’dir diyerek adama kerametini gösterir.
Ziyaret bittikten sonra evine dönen arkadaşı korku ve telaş içinde titremeye başlar. Yorganın altına girer titreme ve korku 40 gün kadar sürdüğü söylenir ve 40 gün sonra bu kişi vefat eder.
MUSA KAZIM EFENDİNİN BİR BAŞKA MUCİZESİ
Biga ilçemize 5 – 6 km. kala Aziziye ve karşısında Doğancı köyü vardır. Biga ile doğancı köyü arası geniş bir ovadır.
Bir gün Musa Kazım Efendi ile sonraki yıllarda kendi adını taşıyan kişinin babası ile yağmurlu bir günde yola çıkarlar. Gidecekleri yer Doğancı köyü ile Biga arasındaki ovanın arka tarafında kalan Savaştepe köyleri ve diğer köylerdir.
Gayeleri ovayı geçip bu köylerden birine ziyaret için gidiyorlar. Yağmur yağmıştı. O yıllarda suyun ve rahmetin çok çok olduğu zamanlardı. Biga ana yolu ile Gidecekleri köy arasına geldiklerinde ovayı tamamen su, sel basmış karşı köye ulaşmaları imkansızdır. Yanında ki arkadaşı, Musa efendiye eyvah !  karşıya geçemeyeceğiz diyerek telaşla söylenir.
Bunun üzerine Musa kazım Efendi hadi yürüyeli diyerek sel sularının bulunduğu yerden karşı kıyıya zahmetsiz geçeler. Arkadaşı çok etkilenir. Daha sonraki günlerde de para ile ilgili yine bir keramete daha şahit olur. Musa Efendinin hanımı Doğancı köyünden olması sebebi ile arkadaşlıkları zaten vardır. Ve bu 2 ilginç kerametten sonra dostlukları daha da kuvvetlenir.
Bir müddet sonra bu arkadaşının bir oğlu dünyaya gelir. Musa kazım Efendiye olan bağlılığı ve sevgisinden ötürü yeni doğan çocuğa Musa Efendinin adı olan Musa Kazım ismini verir.
 Böylece Musa Kazım adı Doğancı köyünde daha çok duyulur. Bende gerçek Musa Kazım Dağıstani Hazretlerinin araştırmasını sürerken çevrede bu adı konmuş olan kişi karşıma çıkmış ve onu bana söylemişlerdi. Ancak anlaşıldı ki benim aradığım Doğancı köyünde yaşayan Musa değil aslında Aziziye köyünde yaşamış olan Musa Kazım Dağıstani Hazretleridir.
Aslında aradığım kişi Doğancı köyündeki Musa Kazım olamazdı, çünkü bu kişinin yaşı genç ve yakın tarihlerde vefat etmiştir.
Musa Kazım hakkında araştırma yaparken, onun dinî kişiliğine bağlı olarak halk arasında bazı keramet rivayetleri de anlatıldığını öğrendim.
Bu anlatımların tarihî belge niteliğinde olmadığını özellikle belirtmek gerekir.
Bunlar, Musa Kazım'ın çevresinde oluşmuş halk anlatıları ve dinî rivayetlerdir.
Bu nedenle kitabımda bu tür anlatımlar, tarihî gerçek olarak değil, Musa Kazım'ın yöre halkının hafızasındaki yerini göstermesi bakımından değerlendirilmiştir.       
MUSA KAZIM VE MEHMET BEY BAĞLANTISI
 Musa Kazım araştırmasının en önemli ve henüz tam olarak çözülememiş konularından biri de Mehmet Bey veya Mehmet Efendi olarak anılan şahsın Musa Kazım ile olan bağlantısıdır.
Çınardere ve çevresinde yapılan sözlü görüşmelerde Mehmet Bey'in Musa Kazım'ın ailesiyle bağlantılı olduğu yönünde bilgiler bulunmaktadır.
Aile içerisinde ise Musa Kazım'ın “bizim dedemiz” olduğu yönünde bir aktarım bulunmaktadır.
Ancak bu ilişkinin baba-oğul şeklinde kesin olarak ortaya konulmasını sağlayacak yazılı bir belgeye henüz ulaşılmış değildir.
Mehmet Abdullah Demircan hakkında yaptığım araştırmalar sırasında da farklı kayıtlara rastlanmıştır. Tapu ve nüfus bilgileri arasında baba adı konusunda farklılıklar bulunmaktadır. Bazı kayıtlarda Beşir veya Beşiroğlu bağlantısı görülürken, aile ve diğer araştırma notlarında Mehmet Nesim/Nesip veya Mehmet Nesim isimleriyle karşılaşılmıştır.
Bu farklılıkların tamamı henüz kesin olarak açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bu nedenle Musa Kazım ile Mehmet Abdullah Demircan arasındaki akrabalık ilişkisini bu bölümde kesin bir hüküm olarak vermek doğru değildir.
Mehmet Abdullah Demircan ve ailesiyle ilgili ulaştığım bilgiler kitabımın ilerleyen bölümlerinde ayrı bir başlık altında daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Burada Mehmet Abdullah’ın babası Mehmet Nesip ve dedesinin Musa Kazım olduğu meydana çıkmaktadır.
Bu nedenle Musa Kazım bölümünde bu konuyu yalnızca araştırmanın henüz tamamlanmamış bir parçası olarak bırakıyorum.
İSİMLER ÜZERİNDEN YAPILAN AİLE ARAŞTIRMASI
Musa Kazım ailesi üzerinde yaptığım araştırmalar sırasında kuşaklar boyunca tekrarlanan bazı isimler de dikkatimi çekmiştir.
Özellikle Mehmet isminin bazı kuşaklarda tekrar etmesi, aile içerisindeki isim verme geleneğinin araştırılması bakımından dikkat çekicidir.
Ancak isimlerin kuşaktan kuşağa tekrar edilmesi, tek başına bir soy bağlantısını kanıtlamaz.
Bu nedenle Mehmet isminin devamlılığı, Musa Kazım ile sonraki kuşaklar arasında akrabalık bulunduğunun kesin kanıtı olarak değil, araştırılması gereken yardımcı bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
Bu konuda ileride yeni belge ve kayıtların ortaya çıkması hâlinde mevcut değerlendirmelerin yeniden gözden geçirilmesi mümkündür.
ÇINARDERE KÖYÜNDE MUSA KAZIM'IN HATIRASI
Bugün Çınardere Köyü'nde Musa Kazım'ın dergâhından geriye belirgin bir yapı kalmamış olsa da, onun hatırası köyün sözlü tarihinde yaşamaya devam etmektedir.
Dergâhın bulunduğu alanın daha sonraki yıllarda Cumhuriyet Meydanı'na dönüşmesi, kuyunun uzun yıllar korunması ve köyün yaşlılarının Musa Kazım'ı hatırlaması, bu tarihî şahsiyetin köy hafızasındaki yerini göstermektedir.
Özellikle dergâh kuyusunun benim çocukluk dönemime kadar ulaşmış olması, geçmiş ile bugün arasındaki bağın benim için somut bir örneğidir.
Çocukluğumda kuyunun çevresinde oynarken, aslında yıllar önce Musa Kazım'ın dergâhının bulunduğu bir alanda bulunduğumu bilmiyordum.
Daha sonraki yıllarda yaptığım araştırmalar sayesinde çocukluk hatıralarımın, Çınardere'nin daha eski tarihine ait bilgilerle birleştiğini fark ettim.
Bu bakımdan Musa Kazım araştırması benim için yalnızca bir şahsiyet araştırması değil, aynı zamanda Çınardere'nin geçmişinin kendi çocukluk hatıralarımla yeniden buluşması anlamına gelmektedir.
ARAŞTIRMA SÜRECİ
Musa Kazım hakkında yaptığım araştırma tek bir kaynağa dayanmamaktadır.
14 Ağustos 2026 ile 20 Eylül 2026 tarihleri arasında yürüttüğüm çalışmalarda Çınardere başta olmak üzere Aziziye, Doğancı, Biga, Çan ve çevre yerleşimlerinde çeşitli kişilerle görüştüm.
Yüz yüze görüşmelerin yanında yaklaşık elli-altmış telefon görüşmesi gerçekleştirdim.
Köy muhtarları, aile büyükleri, yöre sakinleri ve konuyla ilgisi bulunan kişilerle görüşerek birbirinden farklı anlatımları karşılaştırmaya çalıştım.
Ayrıca Biga Müftülüğü, Biga Belediyesi Kültür İşleri ve Balıkesir Vakıflar Bölge Müdürlüğü gibi kurumlara da başvurular yapıldı.
Bu başvuruların bir bölümünden doğrudan yeni belge elde edilememiş olsa da, araştırmanın yönünü belirlemek açısından önemli olmuştur.
Yeni araştırmanın yöntemi ve yapılan görüşmeler bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır.
Araştırma sırasında karşılaştığım her bilgiyi doğru kabul etmek yerine, mümkün olduğu kadar başka kişilerden de teyit etmeye çalıştım.
Bununla birlikte sözlü tarihin kendine özgü bir özelliği vardır: Aynı olay, yıllar içerisinde farklı kişiler tarafından farklı şekillerde anlatılabilmektedir.
Bu nedenle kitabımda kesin belge bulunmayan konuların kesin hüküm şeklinde yazılmamasına özellikle dikkat ettim.
BUGÜN İÇİN ORTAYA ÇIKAN SONUÇLAR
Bugün itibarıyla yaptığım araştırmalar sonucunda Musa Kazım Dağıstanî hakkında şu hususlar daha belirgin hâle gelmiştir:
Musa Kazım'ın Dağıstan kökenli olduğu ve Nakşibendî-Hâlidî tarikatına mensup bulunduğu yönündeki bilgiler birçok kaynakta ortak olarak karşımıza çıkmaktadır.
Şeyh Muhammed Mustafa İsmet Efendi Garibullah Hazretleri'nin halifelerinden olduğu yönündeki bilgi, Biga'daki bilgilendirme metni ve diğer araştırma kaynaklarında yer almaktadır.
Çocuk yaşlarında ailesi ile Biga’nın köylerinden Aziziye köyüne geldiği ve burada ikamet ettiği bir dergahın da bu köyde bulunduğu aile yakınları tarafından bana aktarılmıştır.
Yine Çınardere Köyü'nde bir dergâhının bulunduğu ve burada uzun yıllar irşad faaliyetinde bulunduğu yönündeki bilgiler, farklı sözlü kaynaklardan birbirini destekleyen şekilde aktarılmıştır. Musa Kazım'ın daha sonraki dönemlerde Biga ile güçlü bir bağlantısının bulunduğu, Biga Ulu Camii çevresinde dinî faaliyetlerde bulunduğu ve bugün kabrinin Biga'da bulunduğu yönünde bilgiler bulunmaktadır.
Eşi ve çocukları konusunda ise yeni araştırmalar önemli ipuçları ortaya koymuş olmakla birlikte, aile ağacının tamamı henüz kesin belgelerle ortaya konulamamıştır.
Özellikle Doğancı bağlantısı, Zeynep Hanım ve Muhammet Halid Efendi'nin isimleri ve ölüm tarihleri, bundan sonraki araştırmalar için önemli dayanaklar oluşturmaktadır.
SONUÇ
Şeyh Musa Kazım Dağıstanî Hazretleri'nin hayatı hakkında yaptığım araştırma, yaklaşık 140-150 yıldır sözlü olarak aktarılan bilgilerin önemli bir bölümünü yeniden değerlendirme fırsatı vermiştir.
Araştırmalarım sırasında köy büyüklerinden, çevre köylerde yaşayan kişilerden, ailelerden, muhtarlardan ve çeşitli kurumlardan bilgi toplamaya çalıştım. Bu bilgileri mümkün olduğu ölçüde yazılı kaynaklarla ve birbirinden bağımsız sözlü anlatımlarla karşılaştırdım.
Araştırma sonucunda Musa Kazım'ın Çınardere Köyü'nde önemli bir dergâh faaliyeti yürüttüğü, köy halkı ve çevre yerleşimlerle dinî ve sosyal bağ kurduğu, hayatının ilerleyen dönemlerinde Biga ile yakın ilişki içerisinde bulunduğu ve Biga'da vefat ederek orada defnedildiği yönündeki bilgiler önemli ölçüde açıklığa kavuşmuştur.
Buna karşılık Musa Kazım'ın doğum tarihi, anne ve babasının isimleri, Anadolu'ya geliş tarihi, bütün çocuklarının kimlikleri ve özellikle Mehmet Bey/Mehmet Abdullah Demircan ile olan soy bağlantısı konusunda henüz kesinleşmemiş noktalar bulunmaktadır.
Bu noktaların ileride ortaya çıkabilecek yeni belgelerle aydınlatılması mümkündür.
Benim için tarih araştırmasının en önemli taraflarından biri de budur.
Bir araştırmacı, ulaşamadığı bilgileri varmış gibi göstermek yerine, hangi noktaların bilindiğini ve hangi noktaların hâlâ araştırılmaya devam ettiğini açıkça ortaya koymalıdır.
Musa Kazım Dağıstanî Hazretleri'nin Çınardere Köyü'nde bıraktığı iz, yalnızca geçmişte yaşamış bir din adamının hatırası değildir.
Onun adı, Çınardere'nin eski dergâhında, dergâh kuyusunda, köyün yaşlılarının anlattığı hatıralarda, Biga'daki kabir bilgisinde ve bugün hâlâ devam eden aile araştırmalarında yaşamaktadır.
 Bu nedenle Musa Kazım araştırmasını yalnızca bir şahıs biyografisi olarak değil, Çınardere Köyü'nün sosyal, dinî ve kültürel tarihinin bir parçası olarak değerlendirmek gerekir.
Mehmet Bey ve onun ailesiyle ilgili ulaştığım bilgi ve belgeler ise kitabımızın ilerleyen bölümlerinde ayrı bir başlık altında daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Şimdilik Musa Kazım Dağıstanî Hazretleri hakkında ulaştığım bilgileri bu bölümde bir araya getiriyor ve gelecekte ortaya çıkabilecek yeni belgeler ışığında bu bölümün yeniden geliştirilebileceğini belirtiyorum.
Derleyen ve Araştıran
ORHAN SELVİ
Makine Mühendisi
Araştırmacı–Yazar
10.05.2026 İla 28.09.2026
 
 
ŞEYH MUSA KAZIM DAĞISTANİ HAZRETLERİ DERGAHI - TEMSİLİ RESİM. DERGAH, RAHMETLİ İBRAHİM İBİŞ‘İN BAHÇESİNDE BULUNUYORDU.
 
ŞEYH MUSA KAZIM EFENDİNİN BABASI, ANNESİ VE AİLESİNİN EVİ. ŞİMDİ YERİNE YENİ BİNA YAPILDI.
 
1923 YLINDA DERGAHLAR KAPATILDI VE YERİNDEN KALDIRILDI. ŞİMDE O ARSA ÜZERİNE CUMHURİYET MEYDANI VE CUMHURİYET ANITI YERLEŞTİRİLDİ.
 
ŞEYH MUSA KAZIM DAĞISTANİ HAZRETLERİNİN EVİNİN BULUNDUĞU YER.
 
ŞEYH MUSA KAZIM DAĞISTANİ EFENDİNİN ÇOCUKLARINA AİT OLAN MEZARLARI
 
MUSA KAZIM DAĞISTANİ HAZRETLERİNİN MEZAZI.
 
BİGA İLÇEMİZDE BULUNAN MUSA KAZIM DAĞISTANİ‘NİN KABRİ. - BİGA
 
MUSA KAZIM DAĞISTANİ HAZRETLERİNİN KABRİ - BİGA.
 
DAĞISTANİ HAZRETLERİNİN KABRİ BAŞINDA BULUNAN SECERESİ
 
AZİZİYE MEZARLIĞINDA YATMAKTA OLAN ŞEYH BAĞDADİ MAHMUD HAZRETLERİ KABRİ. 
ŞEYH MUSAKAZIM DAÜISTANİ HAZRETLERİNİN EVLENDİKTEN SONRA İKAMET ETTĞİ EVİ.. 
ÇINARDERE KÖYÜNDE MUSA KAZIM DAĞISTANİ HAZRETLERİNDEN DERS ALMIŞ  MURİTLERİN KABİR TAŞLARIDIR.
 

Orhan Selvi

Diğer Yazıları

Çınardere Köyünün Kuruluşu ve Tarihi Kitabı (6.11.2026)
Çınardere Köyünün Kuruluşu ve Tarihi Kitabı (25.03.2026)
ÇEKAD Derneği (12.05.2025)
Kitap Yayını (12.03.2025)
ÇEKAD Derneği (9.03.2025)
ŞiirAdamı‘nın Başarıları (24.12.2024)
BİR RESMİN AÇIKLANMASI (18.09.2024)
Örnek Davranış (15.02.2024)
Bunları Biliyormusunuz. (19.11.2023)
Kitap Tanıtımı (14.02.2023)
Çataltepe Dağlarında Maden Araştırılması (17.01.2023)
Muhteşem Teknik Direktör (18.06.2022)
Şamil ve Yağmur İlhan Çiftinin Evlilik Merasimi (17.05.2022)
Edirne ‘ye Gezi (16.08.2021)
Bulgaristan BARA köyüne Ziyaret. 21.08.2017 (10.01.2021)
97.Cumhuriyet Bayramı (28.10.2020)
56 Yıl Sonra Ahmet Refik Bek ile Buluşma (11.08.2020)
Bara Köyünden Gelen Türk Aileler (18.05.2020)
Bulgaristan - Selvi Kazası -Bara Köyü Resmi. (25.10.2019)
Çınardere Köy Konağı Yardım Listesi (16.08.2019)
Trafik İkaz İşaretleri (2.07.2019)
2014-2019 Dönem Muhtarı Muhtesem İLHAN (25.03.2019)
Karşılıksız Yapılan Bir İyiliğin Geriye Dönüşü. 18.10.2014 (3.12.2018)
TEŞEKKÜR (29.11.2018)
Trafik Kazası (5.11.2018)
Ecdadımızın Toprağı 539 Yıl Sonra Anavatana Getirildi. (14.02.2018)
Öğretmenler Günü 22.11.2013 (22.11.2013)
Bara Köyü (4.12.2017)
Sıla-i Rahim (12.05.2017)
Regaib Kandili (30.03.2017)
Teknik Direktör Hakan Tutkun (28.12.2016)
Fenerbahçe Kulübü`nün Efsane Futbolcusu İbrahim Ejder (2.11.2016)
Dr.Onur Dönmez (1.09.2016)
Köyümüze Sahip Çıkalım. 30.06.2015 (3.08.2016)
Emekli Hava Tüm.General Enver Dayanır (24.07.2016)
Mehmet Ülger ve Emine (Ülger ) Engin‘in Buluşması (1.07.2016)
Aranan-Bulunan Dostlarımız (23.06.2016)
Çınardere Köyüne İmam Ataması (28.05.2016)
Toprağın Bol olsun veya ışıklar İçinde uyu ne demek. (16.04.2016)

Üye Girişi
Biga`da Hava Durumu

BIGA

YukariCik