Ana Menü
Serbest Kürsü

Ali yıldız (Mersin) - 06.11.2018 12:00:00

Öncelikle selamlar.Vitiligo hastalığı için ücretsiz krem verdiğinizi duydum doğrumudur. CEVAP : Evet Doğrudur.Almanız için yayınladığımız ilanın altında ismi yazılan arkadaş ile irtibat kurmanız gerekmektedir.

Rıdvan Mutlu (Servi (Bulgaristan)) - 17.01.2018 12:00:00

Tekirdağ Saray‘da okulu da bulunan Ali Naki Erenyol araştırması için görüşmek istiyorumç

Halis Yıkar ( Şiir Adamı ) (İstanbul) - 24.06.2016 12:00:00

Çınardere‘liyim Şiiri Çınardere‘liyim şükür bin kere Sevgi tohumları ektik her yere Kim emek verirse duacıyız biz Saygı duyulsun helal akan tere Kültürün odağı bizim köyümüz. Ufuklar aydınlık, açıktır önümüz. Şair Halis Yıkar

Telat Gözsüz (tuzla/ist.) - 05.06.2016 12:00:00

Ramazan Ayı‘nın milletimin birliğine, mazlumların kurtuluşuna, insanlığın huzur, barış ve hidayetine vesile olmasını dilerim.... Tüm köy halkının ramazan ayı mübarek olsun.tltgzsz...

Telat Gözsüz (ist.tuzla) - 31.12.2015 12:00:00

Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara! Köyümün güzel insanları.

Telat GÖZSÜZ (Tuzla / İSTANBUL) - 17.3.2015 00:00:00

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100. Yıldönümü kapsamında; Büyük Türk milletinin varlığı ve bağımsızlığı için başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber. M.Akif ERSOY

HALİS YIKAR (İstanbul Küçükçekmece S.çeşme) - 30.10.2014 00:00:00

``HER YERE GELİR ULAŞIR HAKKANİYET- ADAM GİBİ YAŞANIR- İNSAN GİBİ UYGULANIRSA CUMHURİYET.`` HALİS YIKAR

HALİS YIKAR (İSTANBUL..) - 13.11.2013 00:00:00

Hayat bazen umduklarından güzel bir haber,tatlı bir tebessüm,bir merhaba, ve gerektiğinde yanın da olmalarını beklemektir.Bu beklenti onlara yürekten değer verdiğindendir.Olmazsa da yinede adam gibi EYVALLAH diyebilmektir. HALİS YIKAR (ŞİİRADAMI)

Halis Yıkar (İSTANBUL) - 25.1.2013 00:00:00

Tebessümlerinizi ve gülümsemelerinizi asla geciktirmeyin..Ardından gelen keşkeler ve eyvahlar çöp kutusun da bile fazlalık oluyor..Tebessümlü yüzlerle dostların birbirini selamladığı hayırlı cumalar herkese.. Halis Yıkar(şiir adamı)

Orhan SELVİ (Çorlu - TEKİRDAĞ) - 7.1.2013 00:00:00

İNSAN ÜÇ SINIFTIR.ŞÖYLE Kİ ; 1-Ahiret meşguliyeti ile DÜNYA`sından olan kimse. 2-Dünya meşguliyeti ile AHİRET`inden olan kimse. 3-Her ikisi ile meşgul olan kimse. Birincisi: Arzusuna nail olan ABİD`lerin derecesidir. İkincisi : Helaka varanların derecesidir. Üçüncüsü : Tehlikede olanların derecesidir. -Yahya b.Muaz (r.a)

Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri

Selman Kaya (Bolu) - 12.05.2017 12:00:00

BENİM KÖYÜM Baharda şenlenir bağı, bahçesi Kokusu başkadır benim köyümün Unutturur adama gamı, kederi Havası başkadır benim köyümün XXX Akşam olur herkes döner evine Can kurban inan ki benim köyüme Gülabi‘nin torunları derler bizlere Özü başkadır benim köyümün XXX Yeşil yeşil meşeleri var dağında Meyve ağaçları çiçek açar bağında Her çeşit otlar yeşerir toprağında Yeşili başkadır benim köyümün XXX Köyümün kenarından akar çayı Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı Unuttum sanma orda olmayı Dostluğu başkadır benim köyümün XXX Yaz gelince çıkarlar yaylaya Gurbetçiler hasretle döner sılaya Benden selam olsun Aziz Ağa‘ya Sevgisi başkadır benim köyümün İbrahim SEVİNDİK

ahmet çetin (TEKİRDAĞ) - 07.03.2017 12:00:00

BEN TEKİRDAĞ BANARLI KASABASINDAN YETİM HASANLARDAN AHMET KÖYDE AKRABALARIMIZ VARMIŞ GÖREN VARSA TANIŞMAK SOYUMUZ HAKKINDA BİLGİ ALMAK İSTERİM, SAYGILARIMLA

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 1.8.2015 00:00:00

Osman Usta, Gülseren Dönmez ve Fikri Kaan Bebeğe Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. Ailesi ve yakınlarına Mevlam sabır versin. Başınız sağolsun.

Yusuf Ziya Yılmaz (Biga Merkez Cihadiye Köyü) - 23.6.2015 00:00:00

Kardeşlik duyguları içerisinde köy halkıyla birlikte düzenlemiş olduğunuz hayır ve etkinlik çok güzel oldu. Emeği geçenleri kutluyorum. Şahsen çerkes olduğumdan, yıllar sonra Çınardere`de bir çeçen gösterisi izlemiş olmak beni dahada mutlu etti. Saygılar sunarım.

Ender Atalay (Çanakkale) - 21.6.2015 00:00:00

Fatih İbiş ve eşi Meltem İbiş Biga yolunda trafık kazası gecirmiş olup Fatih İbiş`in durumu iyi eşi Meltem İbiş`in bacagında kırıklar vardır. Pazartesi günü ÇÖMÜ Arastırma Hastanenesınde amelıyat olacaktır herkesın dularını beklıyoruz.

İlhan Sert (Biga) - 21.6.2015 00:00:00

Sayfayı hazırlayanları kutluyorum. Profesyonelce hazırlanmış. Ayrıca sanatın farklı dallarından çok sayıda başarılı ve eğitim almış insanların köyünüzden çıkmış olması bende hayranlık uyandırdı. Herkesi kutluyorum.

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 16.4.2015 00:00:00

Hakkın rahmetine kavuşan Mustafa İBİŞ ve Bedriye GİRGİÇ`e Allahtan rahmet,kederli ailelerine sabırlar diliyorum. Makamı ali, mekanları cennet olsun. Her iki aileninde başı sağ olsun

Naci Güner (İstanbul) - 11.2.2015 00:00:00

S.A Ben Sivas, Şarkışla, Çeçen Bozkurt Köyündenim. Rikhoy teyp`indenim. Köyünüzdeki akrabalarıma çok selam ederim. Facebookta Borz Emir olarak beni eklerseniz sevinirim. Saygılar.

Nazmi Koyuncu (İstanbul ) - 2.2.2015 00:00:00

Bedriye abla ve orhan abiye gecmis olsun dileklerimi sunarim Nazmi koyuncu

Halis Yıkar (İstanbul Küçükçekmece S.çeşme) - 30.10.2014 00:00:00

YETER Kİ Uyan gaflet uykusundan, edebini takın. Dayan sabret dertlerine, etrafına bakın. Sakın asma suratını, huzur sana yakın. Yeter ki tebessümlere, uzak olma sakın HALİS YIKAR (ŞİİRADAMI)

Fatma Mutay (Çanakkale) - 5.9.2014 00:00:00

Kurmuş olduğunuz sitenizi çok beğendik. Güncel haberler olsun diğer konularda çok güzel bilgi edindik.Emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz. Yeni seçilen köy muhtarımıza da görevinde başarılar diler hayırlı olmasını temenni ederiz. MUTAY AİLESİ (FİRDEVS MUTAYIN KIZI FATMA MUTAY)

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 12.7.2014 00:00:00

Köyümüzün giriş tabelası tek kelime ile mükemmel olmuş, yapanların ellerine sağlık. Hayır cemiyetimiz de köyümüze yakışır şekilde icra edilmiş. Bu işlerin oluşumunda öncülük yapanlardan da bunlara yardım edenlerden de Allah razı olsun, yapılan her iş güzeldir. Saygılarımla

Fikret Uçar (Kırklareli) - 13.3.2014 00:00:00

Selvi ailesinin basi sagolsun allah rahmet etsin insallah

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 12.3.2014 00:00:00

Nazım SELVİ abimizin mekanı cennet olsun cenabı allah günahlarını af eylesin. Acılı kederli ailesinede baş sağlığı diliyorum KOYUNCU AİLESİ

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 4.3.2014 00:00:00

Gökçe SELVİ ve Hakan ATAKAN kardeşimize ömür boyu mutluluklar dilerim herşey gönlünüzce olsun. Saygılarımla.......

Mehmet Say (Adana) - 14.10.2013 00:00:00

Merhabalar, Sitenizi inceledim. Köyünüze ve geçmişinize sahiplenmeniz çok hoşumuza gitti. Rahmetli dedem ler ecdadımızın Ösmanlı tarafından Türklüğü ve müslümanlığı yayması için muhacir olarak balkanlara gönderildiğini anlatırlardı. Ama bu her zaman anlatımda kaldı. Detaylı araştırmak istedim ama bir türlü zaman ayıramadım. Hatta 1987 yılında Edirne de asteğmen olarak vatani görevimi yaparken araştırmayı çok istedim ama derinlemesine yapamadım. Dedemler, aklımda kaldığı kadarıyla, 1951 yılında Şumlu,Deliorman taraflarından ( Bulgaristandaki Omurtak köyünden ) Önce Sinopa,Oradan Niğde,İstanbul ve babam 1962 senesin de Adanaya işi icabı geldiğinde ben 1963 yılında Adana da doğmuşum odur budur Adana dayız. Adanalıyız ve bunu söylemekten çok büyük keyif alıyorum. Burada çok fazla muhacir köyleri var. Çukurova insanı çok sıcak kanlıdır. Muhacirler bura da sayılır ve sevilirler. Örnek davranışlara sahip insanlar olarak yorumlanırlar. Kökenimizi doğru bilgilerle araştırmak isterim. Bunun için doğru kaynaklar önerebilirseniz memnun olurum. Saygı ve sevgilerimle Mehmet Say

Can Uysal (Eskişehir) - 8.10.2013 00:00:00

Bizler yeni nesil olarak köyümüzden, insanlarımızdan bihaber olarak yetişiyoruz maalesef. Bizlere tek tek ulaşarak köyümüz hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan başta Orhan Selvi abimiz olmak üzere sitenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım. Elinize,yüreğinize sağlık..

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 16.9.2013 00:00:00

Musa Arslan abimize ve Mustafa Hulisi Kayalı abimize geçmiş olsun dileklerimi sunar inşallah tez zamanda sağlıklarına kavuşarak sevdiklerinin yanına dönerler. Nazmi KOYUNCU

Nazmi Koyuncu (İstanbul) - 3.8.2013 00:00:00

Tüm islam alemenin KADİR GECESİ kutlu olsun cenabı mevlam bu gecenin feyiz ve bereketinden faydalanmayı cümlemize nasip etsin Mehmet terzi arkadaşımızın hanımınada cenabı mevlam acil şifalar versin Nazmi

Nazmi (İstanbul) - 29.6.2013 00:00:00

Mevlüdü şerifimizde mezarlık tel örgüsüde mükemmel olmuş emeği geçen herkese teşekkür ederim.Allah onlardan razı olsun eksiklerin yapımına inşallah devam edilir.Saygılarımla Nazmi

Sen de Yaz
Sayac



İstatistikler Yükleniyor ..!

Köy`de Spor

KÖYDE SPOR

Köyde spor deyince, köyde spor mu olur demeden edemiyor insan. Fakat biraz düşünüp, birazda geçmişe doğru bir yolculuğa çıktığımızda köyde yapılan sportif faaliyetlerin hiç de azımsanmayacak durumda olduğu ortaya çıkıveriyor. Nasıl mı? Bir bakalım eskiden köyde ne tür sporlar yapılıyormuş:

Güreş:

İlkönce ata sporumuz güreşle başlayalım. Köyde büyüyüpte karakucak güreşi yapmamış insan pek yoktur herhalde. Erkek çocuklar daha 6-7 yaşlarında büyükleri tarafından bir birleri ile güreştirilmeye başlanırdı. Onları seyretmek büyükler için bir eğlence, küçükler için ise gücünü ortaya koymanın, yarışma heyecanını yaşamanın, kazanmanın verdiği mutluluğu tatmanın, kaybetmenin verdiği hüznün yaşandığı bir tecrübe olurdu. Bu tür küçük müsabakalarda kendini gösterme fırsatı bulan ve yeteneği anlaşılan çocuklar biraz daha büyünce artık daha büyük müsabakalara katılma imkanı da bulabilirdi. Örneğin köy düğünlerinde yapılan güreşler bu konuda önemli bir fırsattı. Tabî ki her düğünde  güreş müsabakası olmazdı. Fakat ara sıra da olsa hali vakti yerinde olanların evlenme veya sünnet düğünlerinde çevre köylerden gençlerin de katıldığı güreş müsabakası tertip edilirdi.

Bunun dışında bazı yılların bahar ayında yöresel güreş müsabakaları da olurdu. Mesela yakın zamana kadar yapılan Çardak Yağlı Güreşleri. Ara sıra yapılmış olan Kozçeşme Yağlı Güreşleri gibi etkinlikler de köy gençleri için bir fırsat olurdu. Yağlı güreşlerde baş pehlivanlara gelinceye kadar bir çok alt kategoride güreşler yapılırdı. Güreşe yeteneği olanlar, bu kategorilerde başlayıp yavaş yavaş kendilerini geliştirir ve üst kategorilerde güreşmeye başlardı.

Şimdi artık bu geleneğimiz neredeyse kayboldu. Ne karakucak, ne de yöresel yağlı güreş müsabakaları kaldı. Güreş sporu neredeyse sadece profesyonellerin yaptığı bir spor dalı haline geldi.

Köylülerimizden bu sporu profesyonel olarak yapan ve büyük başarı kazanan ilk kişi Mehmet Avcılar’dır.

Binicilik:

Günümüzden 50 yıl öncesine kadar at köylüler için vazgeçilmez bir ulaşım ve üretim aracı idi. Köylü tarlasını ekebilmek için at, öküz, inek, manda gibi hayvanların gücünden yararlanmak zorunda idi. Bu nedenle hali vakti uygun olan aileler evlerinde at beslerdi. At aynı zamanda iyi bir ulaşım aracı idi. Bu da bir çok köy çocuğunun daha küçük yaşlarda atla tanışması ve at binmeyi öğrenmesi anlamına geliyordu. Esas itibarıyla bir ihtiyacın giderilmesi amacıyla yapılan at binme aynı zamanda bir spor dalıydı. Güreşte olduğu gibi, at yarışları düzenlenen düğünler de olurdu. Bu düğünler köy gençleri için hem atlarını, hem de binicilik yeteneklerini göstermek için bir fırsat olurdu. Bazen ilçe veya il çapında düzenlenen at yarışları da olur, bu yarışlara oldukça profesyonel atlar katılırdı. 60’lı yıllarda başlayan tarımda makineleşme ile atlarda, binicileri de ortadan kayboldu. Artık onları sadece hipodromlarda görebiliyoruz.

Köyümüzden rahmetli Mazhar İlhan da gençlik dönemi olan 1940 ve 1950’li yıllarda düğünlerde, il ve ilçe çapında yapılan yarışlarda bir çok başarılar kazanmış iyi bir biniciydi.

Avcılık-Atıcılık:

Tüfek köylüler için vazgeçilmez bir araçtır. Bu tehlikeli alet ile bir yandan canını, malını, mülkünü, hayvanlarını korurken diğer yandan da avcılık yapar. Böylece hem evinin iaşesine katkıda bulunur hem de spor yapar ve eğlenir. Bu nedenle hemen her köylünün evinde bir tüfek bulunur.  Kimi zaman ekinine, mısırına, bostanına zarar veren yaban domuzu avlar, kimi zaman bıldırcın, yelve… Ama kış gelince, hele hele bir de kar yağınca durum biraz değişir. Kar her yeri kapatınca karada yiyecek bulamayan ördek, kaz gibi göçmen kuşlar sulak alanlara akın ederler. Bunu bilen köylüler de önceden su kenarlarına ağaçtan küçük kulübeler yaparlar ve üzerini toprakla sıvayıp daha sonra da kurumuş otlarla kamufle ederler. Bu küçük kulübeye “güme” denir. Sonra içine bir soba kurup önlerindeki suyun içine müğre  ördekleri bağlarlar ve başlarlar havadaki ördeklerin, kazların gelmesini beklemeye. Dışarıda kar, tipi, içeride yanan sobanın verdiği sıcaklık ve kuru otların üzerine oturmuş arkadaşların derin sohpetleri. Derken suya inen ördeklerin, kazların çıkardığı sesler ve arkasından patlayan tüfekler. Eve gelen kazların ve ördeklerin temizlenip pişirilmesi ailece mutlukla tüketilmesi. Ördeğin yerini kimi zaman tavşan, kimi zaman, tahtalı, kimi zaman da gökçeli kuşları alırdı. Keklik ise zirai mücadele ile birlikte uzun zaman önce terk etmişti köylüyü.

Her zaman av olmazdı tabi. Kimi zaman kahvehanede başlayan iddiaların sonunda silahını kapan soluğu köyün arkasındaki çukurda alırdı. “Endah” denilen bu eğlencede havada uçuşan şapkalara atış yapılır, iddiaya girenler bir birlerinin şapkalarını deldiklerinde basarlardı kahkahayı. Mazhar İlhan, Refik Güzel gibi kimi keskin nişancılar ise şapkayı bırakıp havaya atılan parayı vurma yarışı yaparlardı.

Bu gün bir spor dalı olan avcılık-atıcılık 1980’lere kadar köylümüzün yaşamının bir parçasıyken şimdilerde neredeyse ortadan kalkmış durumda. Zira artık ne köylerde avcı ne de avlanacak yaban hayvanı kaldı.

Futbol:

Dünyayı kasıp kavuran futbol sporunun köyümüze girmemesi tabi ki mümkün değildi. 1960’lı yılların sonuna doğru köy ilkokulundaki öğrenciler futbol ile tanıştılar. Futbol topu bulmanın çok kolay olmadığı o dönemlerde patlak meşin topun içine  ot, çaput ne varsa doldurulup ağzı bağlanır ve zevkle futbol onanırdı. Top biraz ağır olurdu ama varsın olsun. Gençlerin top oynama azminin önünde kimse duramazdı. Buna top oynamayı, haylazlık, kötü bir alışkanlık olarak gören ana ve babalar da dahil. Fırsat buldukları anda dibektaşı meydanına toplanıp, önce ayakla kale genişlikleri ölçülüp iki taş koyarak kalelerin yerleri belirlenirdi. Sonra iki takımın lideri ayak sayma işini başlatıp birbirlerine doğru yaklaşırlardı. İki kişiden hangisinin ayağı önce diğerinin ayağına değerse ilk oyuncuyu seçme hakkı onun olurdu. Sonra sırasıyla herkes oyuncularını seçer ve takım kurulur maç başlardı. Bağrış, çağırış derken zamanın nasıl geçtiği anlaşılmaz, maç biter yorgun ve çamur içinde herkes evinin yolunu tutarken, bir yandan da evde yiyeceği fırçayı düşünürdü.

Dini Bayramların bahar ve yaz aylarına geldiği yıllarda, bayrama gelenlerle birlikte daha güçlü takımlar kurulur, daha iddialı maçlar olurdu. 1980’lerde ise futbol aşkı daha da büyüdü ve köyler arası turnuvalar başladı. Güzel anılar bırakan maçlar oldu.

Fakat artık o da bitti. Şimdi köydeki az sayıdaki gencimiz futbolu daha çok televizyondan izliyor.

Köyümüzün ilk profesyonel futbolcusu 70’li yıllarda Fenerbahçe formasını giyen İbrahim Ejder’di. Bulundukları şehirlerde amatör olarak futbol oynayan başka gençlerimizde  var. Onları da sırası geldikçe sizlere tanıtacağız. 

Derleyen

Site Yönetimi

02.03.2013



Üye Girişi
Biga`da Hava Durumu

BIGA

Anket
Web Sitemizi Beğendiniz mi ?


YukariCik